Koroner Yoğun Bakım Nedir?

Koroner Yoğun Bakım

Hastanelerin en kritik bölümlerinden biri olan Koroner Yoğun Bakım Ünitesi (KYBÜ), kalp sağlığıyla ilgili acil ve ciddi durumların yönetildiği, ileri düzeyde özelleşmiş bir servistir.

Genel yoğun bakım ünitelerinden farklı olarak, bu birim sadece kardiyovasküler (kalp ve damar) sistem hastalıklarına odaklanır. Kalbin saniyelik değişimlerinin bile hayati önem taşıdığı durumlarda, bu ünite hastalar için en güvenli limandır.

Koroner Yoğun Bakımda Kimler Tedavi Görür?

Bir hastanın bu üniteye alınması, mutlaka durumunun “umutsuz” olduğu anlamına gelmez. Genellikle amaç, riski yönetmek ve olası bir krizi engellemektir. En sık karşılaşılan yatış sebepleri şunlardır:

  • Kalp Krizi (Miyokard Enfarktüsü): Kalp damarlarının tıkanması sonucu gelişen ve acil müdahale gerektiren durumlar.
  • Ciddi Ritim Bozuklukları (Aritmiler): Kalbin çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz atarak hayati fonksiyonları tehdit ettiği haller.
  • İleri Derece Kalp Yetmezliği: Kalbin vücuda yeterli kanı pompalayamadığı ve ilaç desteğine ihtiyaç duyulan dönemler.
  • Girişimsel İşlemler Sonrası Takip: Zorlu geçen anjiyo işlemleri, stent takılması veya kalp pili uygulamaları sonrasında hastalar, komplikasyon riskine karşı burada izlenir.

Genel Yoğun Bakımdan Farkı Nedir?

Halk arasında yoğun bakım denilince akla genellikle solunum cihazına bağlı, bilinci kapalı hastalar gelir. Ancak Koroner Yoğun Bakım’da tablo biraz farklıdır:

  1. Hastalar Genellikle Uyanıktır: Koroner yoğun bakımdaki hastaların büyük bir kısmının bilinci açıktır, konuşabilirler ve kendi solunumlarını sağlayabilirler.
  2. Odak Noktası Ritmdir: Buradaki tüm teknoloji ve personel, kalp ritmindeki en ufak bir sapmayı fark etmek üzerine kurgulanmıştır.
  3. Hareket Kısıtlılığı: Hasta uyanık olsa bile, kalbin yorulmaması için yatak içi istirahat esastır. Tuvalet ihtiyacı dahil birçok ihtiyaç yatakta karşılanır.

İçerideki Süreç Nasıl İşler?

Koroner Yoğun Bakım’a kabul edilen bir hasta, anında monitörizasyon sistemine bağlanır. Göğse yapıştırılan elektrotlar sayesinde EKG (kalp grafisi), kandaki oksijen oranı ve tansiyon, merkezi bir ekrandan hemşireler ve doktorlar tarafından saniye saniye izlenir.

Bu ünitedeki hemşireler, kalp ritimlerini okuma ve acil kalp ilaçlarını uygulama konusunda özel eğitim almış profesyonellerdir. Olası bir kalp durması veya şok tablosunda saniyeler içinde müdahale edecek ekipman (defibrilatör vb.) hastanın başucunda hazırdır.

Hasta Yakınları İçin Önemli Notlar

Kalp hastalıklarında stres, durumu kötüleştiren en büyük faktörlerden biridir. Bu nedenle Koroner Yoğun Bakım üniteleri sessizliğin ve sakinliğin hakim olduğu alanlardır.

  • Ziyaret: Enfeksiyon riskinden ziyade, hastanın heyecanlanmaması ve dinlenmesi için ziyaretler çok kısıtlıdır.
  • Süreç: Hastanın kalp ritmi ve kan değerleri normale döndüğünde, tedaviye devam edilmek üzere “Kardiyoloji Servisi”ne (normal odaya) transfer edilir.

Özetle; Koroner Yoğun Bakım Ünitesi, kalbinizin dinlenmeye ve desteğe ihtiyaç duyduğu en zor zamanlarda, teknolojinin ve uzmanlığın birleştiği hayati bir güvenlik çemberidir.


Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili endişeleriniz veya sorularınız için mutlaka uzman bir hekime veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Yoğun Bakım Nedir?

Yoğun Bakım Ünitesi

Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ), hastanenin kalbi ve en korunaklı bölgesidir. Burası, bir veya daha fazla organı iflas etme noktasına gelmiş ya da ağır bir travma geçirmiş hastaların hayata tutunmasını sağlayan, “yaşam destek ünitesi” olarak da adlandırılabilecek özel bir servistir.

Buradaki temel amaç; vücut toparlanıp kendi işlevlerini yerine getirebilecek güce ulaşana kadar, makine ve ilaçlarla hastaya zaman kazandırmaktır.

Hastalar Neden Yoğun Bakıma Alınır?

Sadece “durumu çok ağır olanlar” değil, “yakından izlenmesi gerekenler” de buraya alınır. En sık karşılaşılan sebepler şunlardır:

  • Büyük Ameliyatlar Sonrası: Açık kalp ameliyatları, beyin cerrahisi veya organ nakilleri gibi ağır operasyonlardan sonra vücudun toparlanması için.
  • Solunum Yetmezliği: Akciğerlerin kana yeterli oksijen sağlayamadığı (zatürre, KOAH alevlenmesi vb.) durumlarda solunum cihazına bağlanmak için.
  • Ciddi Enfeksiyonlar (Sepsis): Enfeksiyonun kana karışıp tüm organları tehdit ettiği durumlar.
  • Kalp Sorunları: Kalp krizi veya ciddi ritim bozuklukları.
  • Ağır Travmalar: Trafik kazaları, düşmeler, yanıklar veya kafa travmaları.

Normal Hasta Odasından Farkı Nedir? (İçeride Neler Oluyor?)

Yoğun bakımı normal bir hasta odasından ayıran üç temel fark vardır:

Birebir veya İkiye Bir Takip

Normal serviste bir hemşire 10-15 hastaya bakabilirken, yoğun bakımda bir hemşireye genellikle sadece 1 veya 2 hasta düşer. Hemşireler hastanın başından neredeyse hiç ayrılmazlar.

Sesler ve Cihazlar

Yoğun bakım biraz gürültülü olabilir çünkü her şey alarm verir.

  • Monitörler: Kalp atışı, tansiyon veya oksijen seviyesi belirlenen sınırın bir tık altına düşse veya üstüne çıksa dahi sesli uyarı verir. Bu, personelin saniyeler içinde müdahale etmesini sağlar.
  • Solunum Cihazları (Ventilatör): Hasta nefes alamıyorsa, nefes borusuna bir tüp yerleştirilerek (entübasyon) makine yardımıyla akciğerlere hava basılır.
  • İlaç Pompaları: İlaçlar damla hesabı değil, mikrogram hesabı ile çok hassas dozlarda, otomatik pompalarla verilir.

Günlük Bakım Rutini

Hasta genellikle kendi başına hareket edemediği veya bilinci kapalı olduğu için (uyutulduğu için), tüm ihtiyaçları personel tarafından karşılanır:

  • Beslenme: Ağızdan yiyemeyen hastalar, burundan mideye inen bir hortumla veya damardan özel sıvılarla beslenir.
  • Hijyen: Hastaların vücut temizliği, alt bakımı yatak içinde yapılır ve yatak yarası oluşmaması için sık sık pozisyonları değiştirilir.

Hasta Yakınları İçin Bilinmesi Gerekenler

Yoğun bakım kapısında beklemek, sürecin en zor kısımlarından biridir.

Doktor Bilgilendirmesi: Yoğun bakımlarda genellikle günde bir kez, belirlenen saatte doktorlar hasta yakınlarına detaylı bilgi verir. Bu sırada duyacağınız terimler karışık gelebilir; doktorunuza “Şu an hayati tehlikesi hangi düzeyde?” veya “Cihaz desteği arttı mı, azaldı mı?” gibi net sorular sormaktan çekinmeyin.

Uyutulma Durumu: Hastanızın “uyutuluyor” olması sizi korkutmasın. Bu, hastanın ağrı duymaması, strese girmemesi ve cihazlara uyum sağlaması için ilaçlarla yapılan tıbbi bir uykudur. İyileşme başladığında ilaçlar kesilerek hasta uyandırılır.


Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili endişeleriniz veya sorularınız için mutlaka uzman bir hekime veya sağlık kuruluşuna başvurunuz. Sitedeki bilgilere dayanarak tıbbi yardım almayı geciktirmeyiniz.

Düşük Molekül Ağırlıklı Heparin (DMAH)

Düşük Molekül Ağırlıklı Heparin

Tanım: Düşük Molekül Ağırlıklı Heparin (DMAH), standart (fraksiyone olmamış) heparinin kimyasal veya enzimatik depolimerizasyonu ile elde edilen, ortalama molekül ağırlığı 4000-5000 Dalton olan antikoagülan ajanlar sınıfıdır. Standart heparine kıyasla daha öngörülebilir farmakokinetik özelliklere sahiptir.

Etki Mekanizması

DMAH, antikoagülan etkisini Antitrombin III (ATIII) üzerinden gösterir.

  • ATIII’e bağlanarak konformasyonel bir değişikliğe neden olur ve ATIII’ün Faktör Xa’yı inhibe etme gücünü yaklaşık 1000 kat artırır.
  • Fark: Standart heparin hem Faktör Xa’yı hem de Faktör IIa’yı (Trombin) eşit oranda inhibe ederken (1:1 oranı); DMAH moleküler zincir kısalığı nedeniyle Trombini sarmalayamaz. Bu nedenle Faktör Xa üzerindeki inhibitör etkisi, Trombine göre çok daha belirgindir (Oran 2:1 ile 4:1 arasındadır).

Farmakokinetik Özellikler ve Avantajları

  1. Yüksek Biyoyararlanım: Subkutan (SC) uygulama sonrası biyoyararlanımı %90’ın üzerindedir (Standart heparinde bu oran değişkendir).
  2. Uzun Yarı Ömür: Yarı ömrü standart heparinden uzundur, bu sayede günde tek veya iki doz (SC) uygulama yeterli olur.
  3. Öngörülebilir Doz Yanıtı: Plazma proteinlerine, endotel hücrelerine ve makrofajlara daha az bağlanır. Bu nedenle rutin laboratuvar takibi (aPTT gibi) gerektirmez.
  4. Renal Eliminasyon: Büyük oranda böbrekler yoluyla atılır. (Böbrek yetmezliğinde doz ayarı veya standart heparin tercihi gerekebilir).
ÖzellikStandart Heparin (UFH)Düşük Molekül Ağırlıklı Heparin (DMAH)
Molekül AğırlığıYüksek ve Değişken (Ort. 15.000 Da)Düşük ve Homojen (Ort. 4.000-5.000 Da)
Etki MekanizmasıAntitrombin III’ü aktive eder.
Anti-Xa / Anti-IIa Oranı: 1:1
Antitrombin III’ü aktive eder.
Anti-Xa / Anti-IIa Oranı: > 2:1 – 4:1
Biyoyararlanım (SC)Düşük ve Değişken (%30)
(Plazma proteinlerine bağlanır)
Yüksek ve Öngörülebilir (>%90)
(Proteinlere az bağlanır)
Yarı Ömür (T1/2)Kısa (1-2 saat)
(Doza bağımlı kinetik)
Uzun (4-6 saat)
(Dozdan bağımsız kinetik)
Laboratuvar TakibiZorunlu: aPTT (veya ACT)Rutinde Gerekmez
(Özel durumlarda Anti-Xa)
EliminasyonRetiküloendotelyal Sistem (Karaciğer)Renal (Böbrekler)
Böbrek YetmezliğindeGüvenli (Tercih sebebidir)Riskli (Doz ayarı gerekir veya kontrendikedir)
AntidotProtamin Sülfat
(Tam nötralizasyon sağlar)
Protamin Sülfat
(Kısmi nötralizasyon sağlar, ~%60)
HIT RiskiDaha Yüksek (%1-5)Daha Düşük (<%1)
Osteoporoz RiskiUzun süreli kullanımda daha yüksekDaha düşük

Klinik Endikasyonlar

  • Venöz Tromboembolizm (VTE) Profilaksisi: Cerrahi sonrası veya immobil hastalarda.
  • VTE Tedavisi: Derin Ven Trombozu (DVT) ve Pulmoner Emboli (PE) tedavisi.
  • Akut Koroner Sendromlar: Kararsız anjina ve MI (STEMI/NSTEMI) yönetimi.

Yaygın Kullanılan Ajanlar

  • Enoksaparin (Örn: Clexane, Oksapar)
  • Dalteparin (Örn: Fragmin)
  • Tinzaparin (Örn: Innohep)

Güvenlik ve Takip

  • Kanama: En önemli komplikasyondur. Antidotu Protamin Sülfat‘tır ancak anti-Xa aktivitesini tamamen nötralize edemeyebilir (%60-75 oranında etkilidir).
  • HIT (Heparin İndüklü Trombositopeni): Standart heparine göre risk daha düşüktür ancak mevcuttur.
  • Özel Durumlarda Takip: Gebelerde, ağır böbrek yetmezliğinde (KrK 30 ml/dk altı) veya aşırı obez hastalarda etkinlik takibi için Anti-Xa düzeyi bakılabilir.

İleri Okuma

  1. Low-Molecular-Weight Heparin (LMWH)
  2. Low-Molecular-Weight Heparin

Yasal Uyarı

  • Bu blog yazısında yer alan bilgiler, sadece genel bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan içerikler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez ve bu nitelikte yorumlanmamalıdır.
  • Tıp, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Yazıların yayınlandığı tarihteki güncel literatür esas alınmış olsa da, standartlar ve tedavi protokolleri zamanla değişebilir. Bu sitedeki bilgilerin uygulanması sonucunda doğabilecek herhangi bir doğrudan veya dolaylı zarardan yazar sorumlu tutulamaz.

Virchow Triadı ve Tromboz Patogenezi

Virchow Triadı

Tanım: Virchow Triadı, venöz tromboembolizm (VTE) patogenezini oluşturan üç temel fizyolojik değişikliği tanımlayan bir modeldir. Rudolf Virchow tarafından temelleri atılan bu konsept, intravasküler koagülasyon kaskadının patolojik aktivasyonuna yol açan etiyolojik faktörleri sınıflandırır.

Triadın Bileşenleri

Endoteliyal Hasar

Vasküler duvarın intimal tabakasının (endotel) bütünlüğünün bozulmasıdır. Normal fizyolojide antitrombotik özellik gösteren (nitrik oksit ve prostasiklin salınımı ile) endotelin hasarı, subendoteliyal matrisin kan akımına maruz kalmasına neden olur.

  • Mekanizma: Von Willebrand faktörünün ve doku faktörünün açığa çıkmasıyla trombosit adhezyonu ve agregasyonu tetiklenir.
  • Etiyoloji: Cerrahi insizyonlar, travma, santral venöz kateterizasyon, vaskülitler veya ateroskleroz.

Venöz Staz

Kan akımının normal laminar yapısının bozulması (türbülans) veya akış hızının patolojik düzeyde yavaşlamasıdır.

  • Mekanizma: Staz, aktif pıhtılaşma faktörlerinin karaciğer tarafından temizlenmesini (klirensini) engeller ve bu faktörlerin endotel yüzeyi ile uzun süreli temasını sağlar. Ayrıca türbülans, endotel hasarına da katkıda bulunabilir.
  • Etiyoloji: İmmobilizasyon (post-op durumlar, uzun süreli yatak istirahati), konjestif kalp yetmezliği, venöz obstrüksiyon (tümör basısı), variköz venler.

Hiperkoagülabilite

Kan bileşenlerinin koagülasyona eğiliminin artması durumudur. Hemostatik dengenin prokoagülanlar lehine bozulmasını ifade eder.

  • Mekanizma: Pıhtılaşma inhibitörlerinin (Protein C, Protein S, Antitrombin III) eksikliği veya pıhtılaşma faktörlerinin aşırı aktivitesidir.
  • Etiyoloji:
    • Primer (Herediter): Faktör V Leiden mutasyonu, Protrombin gen mutasyonu.
    • Sekonder (Edinsel): Maligniteler, oral kontraseptif kullanımı, gebelik, sepsis, nefrotik sendrom.

Klinik Korelasyon

Virchow Triadı, klinisyenin tromboz risk stratifikasyonu yapmasında temel teşkil eder. Derin Ven Trombozu (DVT) ve Pulmoner Emboli (PE) profilaksisinde (mekanik veya farmakolojik) bu üç ayaktan hangilerinin hastada mevcut olduğu değerlendirilerek tedavi protokolü belirlenir.

İleri Okuma

  1. Virchow Triad
  2. Virchow and his triad: a question of attribution

Yasal Uyarı

  • Bu blog yazısında yer alan bilgiler, sadece genel bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan içerikler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez ve bu nitelikte yorumlanmamalıdır.
  • Tıp, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Yazıların yayınlandığı tarihteki güncel literatür esas alınmış olsa da, standartlar ve tedavi protokolleri zamanla değişebilir. Bu sitedeki bilgilerin uygulanması sonucunda doğabilecek herhangi bir doğrudan veya dolaylı zarardan yazar sorumlu tutulamaz.

Venöz Tromboembolizm Proflaksisi

Venöz Tromboembolizm Proflaksisi

Yoğun Bakım Ünitesine (YBÜ) kabul edilen hastalar, Venöz Tromboembolizm (VTE) gelişimi açısından en yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. VTE, kritik hastalarda önlenebilir morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biridir. Profilaksinin ihmal edilmesi veya uygunsuz uygulanması, hastane kaynaklı VTE insidansını dramatik şekilde artırmaktadır. Bu yazıda, yoğun bakım hastalarında VTE patofizyolojisini, risk stratifikasyonunu, profilaksi yöntemlerini (farmakolojik ve mekanik) ve klinik karar verme süreçlerini standardize eden güncel literatür incelemektedir.

Giriş ve Epidemiyoloji

Venöz Tromboembolizm (Derin Ven Trombozu [DVT] ve Pulmoner Emboli [PE]), hospitalize hastalarda sık görülen ve potansiyel olarak ölümcül bir komplikasyondur. Yoğun bakım popülasyonunda, profilaksi uygulanmadığı takdirde objektif olarak doğrulanmış DVT insidansı %10 ila %80 arasında değişmektedir. Bu oran, genel dahili veya cerrahi servis hastalarından belirgin şekilde yüksektir.

Kritik hastalar, Virchow triadının (staz, endotel hasarı, hiperkoagülabilite) tüm bileşenlerini güçlü bir şekilde sergilerler. Uzamış immobilizasyon, mekanik ventilasyon, santral venöz kateterizasyon, sepsis ve sistemik inflamatuar yanıt sendromu (SIRS) gibi faktörler, bu popülasyonu “protrombotik” bir duruma sokar.

VTE Risk Stratifikasyonu

Genel hasta popülasyonunda kullanılan Padua veya Caprini gibi VTE risk skorlama sistemleri, YBÜ hastaları için de valide edilmiş olsa da, pratik uygulamada çoğu kritik hasta doğrudan “Yüksek Risk” kategorisine girmektedir.

Güncel Konsensus: Amerikan Göğüs Hekimleri Koleji (ACCP) ve Avrupa Yoğun Bakım Derneği (ESICM) gibi otoriteler, YBÜ’ye kabul edilen tüm erişkin hastaların, bir kontrendikasyon bulunmadığı sürece VTE profilaksisi almasını önermektedir. Bu nedenle, YBÜ’de klinik yaklaşım “profilaksi verelim mi?” sorusundan ziyade, “hangi yöntemi, ne zaman uygulayalım?” sorusuna odaklanmalıdır.

Profilaksi Yöntemleri

Farmakolojik Profilaksi

Farmakolojik ajanlar, kontrendikasyonu olmayan yüksek riskli hastalarda tercih edilen birincil yöntemdir.

  • Düşük Molekül Ağırlıklı Heparinler (DMAH): (Örn. Enoksaparin, Dalteparin) YBÜ’de standart profilaksi için ilk tercihtir. Anfraksiyone heparine (UFH) kıyasla daha öngörülebilir biyoyararlanım, daha uzun yarılanma ömrü (günde tek doz kullanım kolaylığı) ve daha düşük Heparin Kaynaklı Trombositopeni (HIT) riski sunar.
    • Kritik Not (Renal Dozaj): DMAH’lar renal yolla atılır. Kreatinin klerensi (CrCl) < 30 mL/dk olan hastalarda biyobirikim ve kanama riski artar. Bu hastalarda ya doz azaltımı (örn. Enoksaparin 1×20 mg) yapılmalı ya da UFH tercih edilmelidir.
  • Anfraksiyone Heparin (UFH): (Örn. 5000 Ünite, 8 veya 12 saatte bir sc). Ciddi renal yetmezliği olan hastalarda (CrCl < 30 mL/dk) birikim yapmadığı için güvenli bir alternatiftir. Ancak, daha sık uygulama gerektirir ve HIT riski daha yüksektir.
  • Fondaparinuks: Sentetik bir faktör Xa inhibitörüdür. Genellikle HIT öyküsü olan hastalarda alternatif olarak kullanılır.

Mekanik Profilaksi

Farmakolojik profilaksinin kontrendike olduğu durumlarda (yüksek kanama riski) endikedir.

  • Aralıklı Pnömatik Kompresyon (APK) Cihazları: Alt ekstremitelere takılan ve periyodik olarak şişip inerek venöz dönüşü artıran ve fibrinolitik aktiviteyi stimüle eden cihazlardır. YBÜ hastalarında mekanik profilaksi için standart tercihtir. Etkinlik için günde en az 18 saat uygulanmalıdır.
  • Dereceli Kompresyon Çorapları (DKÇ): Kritik hastalarda tek başına VTE profilaksisi için etkinliği yetersiz bulunmuştur ve rutin olarak önerilmemektedir. APK ile kombine kullanılabilirler.

Algoritmik Klinik Yaklaşım

YBÜ’de VTE profilaksisi yönetimi, dinamik ve sistematik bir süreç olmalıdır. Aşağıdaki 4 adımlı algoritma, kanıta dayalı bir yaklaşım sunar.

ADIM 1: Başlangıç Değerlendirmesi (Yatış Anı)

Her hasta, yatışının ilk 24 saati içinde değerlendirilmelidir.

  • Varsayım: Hasta VTE açısından YÜKSEK RİSKLİDİR.

ADIM 2: Kanama Riski ve Kontrendikasyonların Sorgulanması

Farmakolojik profilaksiye başlamadan önce majör kanama riski dışlanmalıdır.

  • Mutlak Kontrendikasyonlar:
    • Aktif majör kanama.
    • Akut intrakraniyal veya spinal hemoraji (İlk 24-48 saat).
    • Şiddetli trombositopeni (< 25-30 x 10⁹/L).
    • Ciddi, düzeltilemeyen koagülopati.
    • İnkalıcı epidural/spinal kateter varlığı.

ADIM 3: Profilaksi Stratejisinin Belirlenmesi

  • Senaryo A: Yüksek Kanama Riski VAR (Mutlak Kontrendikasyon Pozitif)
    • Eylem: Farmakolojik profilaksiyi ertele. Mekanik Profilaksi (APK) Başla.
    • Not: Alt ekstremitede ciddi periferik arter hastalığı, iskemi veya travma varsa APK de kontrendikedir; bu nadir durumda sadece yakın takip yapılır.
  • Senaryo B: Yüksek Kanama Riski YOK (Kontrendikasyon Negatif)
    • Eylem: Farmakolojik Profilaksi Başla.
    • Ajan Seçimi:
      • CrCl ≥ 30 mL/dk → DMAH (Tercih edilen)
      • CrCl < 30 mL/dk → UFH veya Düşük Doz DMAH

ADIM 4: Dinamik Yeniden Değerlendirme (Günlük Vizit)

Kritik hastanın klinik durumu hızla değişebilir. Profilaksi stratejisi her gün yeniden gözden geçirilmelidir.

  • Kanama riski nedeniyle APK başlanan hastanın kanaması durdu mu? (Evet ise → Farmakolojik profilaksiye geçiş).
  • Farmakolojik profilaksi alan hastada trombositopeni veya kanama gelişti mi? (Evet ise → İlacı kes, APK’ye geçiş).
  • Hastanın renal fonksiyonları değişti mi? (Evet ise → Ajan veya doz değişimi).

Sonuç

Yoğun bakım ünitesinde VTE profilaksisi, opsiyonel bir tedavi değil, temel bir hasta güvenliği standardıdır. Yüksek risk algısı, kontrendikasyonların dikkatli değerlendirilmesi ve farmakolojik ile mekanik yöntemlerin uygun senaryolarda kullanıldığı algoritmik bir yaklaşım, bu savunmasız hasta grubunda VTE kaynaklı mortalite ve morbiditeyi minimize etmenin anahtarıdır.


İleri Okuma

  1. Kahn SR, Lim W, Dunn AS, et al. Prevention of VTE in nonsurgical patients: Antithrombotic Therapy and Prevention of Thrombosis, 9th ed: American College of Chest Physicians Evidence-Based Clinical Practice Guidelines. Chest. 2012;141(2 Suppl):e195S-e226S.
  2. Rhodes A, Evans LE, Alhazzani W, et al. Surviving Sepsis Campaign: International Guidelines for Management of Sepsis and Septic Shock: 2016. Intensive Care Med. 2017;43(3):304-377.
  3. Boddi M, Peris A. Deep vein thrombosis in intensive care. Adv Exp Med Biol. 2017;906:167-181.

Stres İlişkili Mukozal Hasar (SİMH): Güncel Tanı ve Tedavi Yönetimi

Stres İlişkili Mukozal Hasar (SİMH)

Stres İlişkili Mukozal Hasar (SİMH) ve buna bağlı gelişen gastrointestinal (Gİ) kanamalar, özellikle yoğun bakım hastalarında mortaliteyi artıran önemli bir komplikasyondur. Yönetimin temeli profilaksi üzerine kuruludur.

Aşağıda, güncel literatür ışığında hazırlanan klinik karar verme algoritması bulunmaktadır.

SİMH Profilaksi ve Yönetim Algoritması

Bu algoritma, yoğun bakım ünitesine (YBÜ) kabul edilen hastalar için adım adım karar sürecini içerir.

1. Adım: Risk Değerlendirmesi (İlk 24 Saat)

Hasta YBÜ’ye kabul edildiğinde risk faktörlerini tarayın.

A. Majör Risk Faktörleri (Kesin Profilaksi Endikasyonu)

Herhangi BİRİ varsa profilaksi başla:

  • Mekanik Ventilasyon: > 48 saat süreyle (veya öngörülen).
  • Koagülopati: INR > 1.5, aPTT > 2 x normal veya Trombosit < 50.000/mm3.
  • Gİ Kanama Öyküsü: Son 1 yıl içinde geçirilmiş ülser/kanama.
  • Travmatik Beyin Hasarı / Spinal Kord Hasarı: (Cushing ülseri riski).
  • Ciddi Yanıklar: Vücut yüzey alanının > %35’i (Curling ülseri riski).

B. Minör Risk Faktörleri (Göreceli Endikasyon)

GENELLİKLE İKİ veya DAHA FAZLASI varsa profilaksi düşünülür:

  • Sepsis veya Septik Şok.
  • Böbrek Yetmezliği (RRT gerektiren).
  • Karaciğer Yetmezliği.
  • Yüksek Doz Kortikosteroid Kullanımı (günlük > 250 mg hidrokortizon eşdeğeri).
  • Hipotansiyon / Vazopressör ihtiyacı.
  • Organ transplantasyonu.

2. Adım: Karar ve Tedavi Başlangıcı

  • Risk Yok / Düşük Risk:
    • Farmakolojik profilaksi BAŞLAMA.
    • Mümkün olan en kısa sürede Enteral Beslenmeye başla (Enteral beslenme mukozal kan akımını artırarak doğal koruma sağlar).
    • Günlük olarak yeniden değerlendir.
  • Yüksek Risk (Majör Kriter veya ≥ 2 Minör Kriter):
    • Farmakolojik profilaksi BAŞLA.
    • Enteral beslenmeyi tolere ediyorsa sürdür.

3. Adım: Ajan Seçimi (PPI vs H2RA)

Hangi ajanın seçileceği hasta profiline ve ilgili kliniğin protokolüne göre değişebilir:

Ajan GrubuÖrnek İlaçlarAvantajlarDezavantajlar/Riskler
Proton Pompa İnhibitörleri (PPI) (Genellikle ilk tercih)Pantoprazol, Esomeprazol, LansoprazolDaha güçlü asit süpresyonu, kanama riskini daha etkin azaltabilir.C. difficile enfeksiyonu riski, Pnömoni (VAP) riski artışı tartışmalı.
H2 Reseptör Antagonistleri (H2RA)Famotidin, Ranitidin (piyasada azaldı)Maliyet etkin, yeterli asit süpresyonu.Taşiflaksi, renal doz ayarı gerekir, trombositopeni (nadir).
Tablo 1: SİMH Farmakolojik Proflaksi Seçenekleri

İlaç GrubuEtken MaddeUygulama YoluStandart Profilaksi DozuBöbrek Yetmezliği Ayarı (GFR < 50 mL/dk)
Proton Pompa İnhibitörleri (PPI)PantoprazolIV / PO / NG40 mg (Günde 1 kez)Gerekmez
EsomeprazolIV / PO / NG40 mg (Günde 1 kez)Gerekmez
LansoprazolPO / NG30 mg (Günde 1 kez)Gerekmez
OmeprazolPO / NG20 – 40 mg (Günde 1 kez)Gerekmez
H2 Reseptör Antagonistleri (H2RA)FamotidinIV / PO / NG20 mg (Günde 2 kez)Doz Azalt: 20 mg (Günde 1 kez) veya gün aşırı
Sitoprotektif AjanlarSukralfatPO / NG1 g (Günde 4 kez)Dikkatli kullanılmalı (Alüminyum birikimi riski)*
Tablo 2: SİMH Farmakolojik Profilaksi Dozları

Klinik Not: Yüksek kanama riski olan hastalarda (örneğin koagülopati + MV) genellikle PPI tercih edilir. Ancak C. diff riski yüksek hastalarda H2RA düşünülebilir. Sukralfat güncel pratiklerde daha az kullanılmaktadır.


4. Adım: Günlük Yeniden Değerlendirme (De-eskalasyon)

Her sabah vizitinde şu soru sorulmalıdır: “Risk faktörleri hala devam ediyor mu?”

  • Evet: Profilaksiye devam et.
  • Hayır: (Örn: Hasta ekstübe edildi, koagülopati düzeldi ve oral besleniyor).
    • Profilaksiyi DURDUR.
    • Gereksiz asit süpresyonu, nozokomiyal pnömoni ve C. difficile riskini artırır.

5. Adım: Kırılma Kanaması Yönetimi

Profilaksiye rağmen kanama (hematemez, melena, NG’den kahve telvesi/kan gelmesi) gelişirse:

  1. Hemodinamik Stabilizasyon: Sıvı resüsitasyonu ve/ya kan ürünleri.
  2. Medikal Tedavi: Profilaksi dozundan tedavi dozuna geçiş (Örn: Pantoprazol 80mg bolus + 8mg/saat infüzyon).
  3. Tanısal/Terapötik Girişim: Acil Endoskopi.
  4. Konsültasyon: Gastroenteroloji ve gerekirse Cerrahi.

İleri Okuma

  1. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4056012/
  2. https://litfl.com/stress-ulcer-prophylaxis/
  3. https://jeccm.amegroups.org/article/view/3907/html
  4. https://link.springer.com/article/10.1007/s11938-003-0014-9
  5. https://www.nature.com/articles/nrgastro.2014.235
  6. https://jag.journalagent.com/scie/pdfs/KEAH_16_3_153_157.pdf

Yasal Uyarı

  • Bu blog yazısında yer alan bilgiler, sadece genel bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan içerikler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez ve bu nitelikte yorumlanmamalıdır.
  • Tıp, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Yazıların yayınlandığı tarihteki güncel literatür esas alınmış olsa da, standartlar ve tedavi protokolleri zamanla değişebilir. Bu sitedeki bilgilerin uygulanması sonucunda doğabilecek herhangi bir doğrudan veya dolaylı zarardan yazar sorumlu tutulamaz.

Kritik Hastalıkla İlişkili Kortikosteroid Yetmezliği (KHİKY / CIRCI): Güncel Tanı ve Tedavi Yönetimi

Kritik Hastalıkla İlişkili Kortikosteroid Yetmezliği khiky circi

Yoğun bakım pratiğinde, sıvı resüsitasyonuna ve yüksek doz vazoaktif ajanlara rağmen hemodinamik stabilitenin sağlanamadığı septik şok tabloları, klinisyenler için en zorlu senaryolardan biridir. Bu tabloda altta yatan ve sıklıkla gözden kaçabilen patolojilerden biri Kritik Hastalıkla İlişkili Kortikosteroid Yetmezliği (KHİKY) veya daha yaygın kullanılan adı ile Critical Illness Related Corticosteroid Insufficiency (CIRCI) durumudur.

Bu yazıda, SCCM/ESICM 2017 ve Surviving Sepsis Campaign (SSC) 2021 kılavuzları ışığında CIRCI patofizyolojisi, tanısal zorluklar ve güncel tedavi algoritmaları özetlenmiştir.

Patofizyoloji: Neden “Rölatif” Yetmezlik?

Eskiden “Rölatif Adrenal Yetmezlik” olarak adlandırılan bu tablo, günümüzde daha kapsayıcı bir terim olan CIRCI ile tanımlanmaktadır. Kritik hastalık stresi sırasında HPA (Hipotalamus-Hipofiz-Adrenal) aksında meydana gelen disregülasyon iki ana mekanizma ile açıklanır:

  1. Yetersiz Kortizol Üretimi: Adrenal bezin ağır stres, hemoraji veya ilaçlara (örn. etomidat, ketokonazol) bağlı olarak yeterli yanıtı oluşturamaması.
  2. Doku Düzeyinde Direnç (Kortikosteroid Rezistansı): Dolaşımdaki kortizol seviyeleri normal veya yüksek olsa bile, reseptör düzeyindeki bozukluklar ve pro-inflamatuar sitokinlerin etkisiyle dokuların kortizole yanıtsız kalması.

Sonuç olarak, sistemik inflamatuar yanıt modüle edilemez ve katekolaminlere vasküler duyarlılık kaybolur (Vazopresör refrakterliği).

Kortikosteroid Yetmezliğine Yol Açan veya HPA Aksını Etkileyen İlaçlar

Aşağıdaki ilaçlar, kortizol sentezini inhibe ederek, metabolizmasını hızlandırarak veya santral yolla aksı baskılayarak yoğun bakım hastalarında adrenal yetmezlik tablosunu derinleştirebilir.

İlaç GrubuAjanMekanizmaKlinik Not
AnesteziklerEtomidatEnzim İnhibisyonu (11beta-hidroksilaz)En Yüksek Risk. Tek doz indüksiyon bile 24-48 saat baskılama yapar.
AntifungallerKetokonazol, FlukonazolEnzim İnhibisyonuKetokonazol en güçlüsüdür. Sepsiste doz ayarlaması gerekebilir.
AntibiyotiklerRifampisinCYP3A4 İndüksiyonu Karaciğerde kortizolü hızla yıkar; steroid ihtiyacını %50-100 artırır.
AntiepileptiklerFenitoin, FenobarbitalCYP3A4 İndüksiyonu Kortizol yarı ömrünü kısaltır.
İmmünoterapiİpilimumab, NivolumabHipofizit / AdrenalitOnkoloji hastalarında sinsi seyreden santral yetmezlik nedenidir.
DiğerOpioidler (Fentanil)HPA Aksı BaskılanmasıUzun süreli infüzyonlarda santral baskılama yapabilir.
AntikoagülanlarHeparin / LMWHAdrenal HemorajiNadirdir ancak bilateral adrenal kanama ile mutlak yetmezlik yapabilir.

Tanısal Yaklaşım ve Algoritma

CIRCI tanısında en büyük tartışma, biyokimyasal testlerin güvenilirliği üzerinedir. Kritik hastalarda kortizol bağlayıcı globulin (CBG) ve albümin seviyelerindeki düşüşler, total kortizol ölçümlerini yanıltıcı kılmaktadır.

Klinik Şüphe ve Giriş Kriterleri

Tanı, laboratuvar değerlerinden ziyade klinik fenotipe dayanmalıdır.

Tedavi kararı için majör kriter:

  • Yeterli intravasküler volüm replasmanına rağmen devam eden hipotansiyon (MAP < 65 mmHg).
  • Orta-Yüksek doz vazopresör ihtiyacı (Norepinefrin > 0.25 mcg/kg/dk dozunda en az 4 saattir devam etmesi).

ACTH Stimülasyon Testi: Gerekli mi?

Güncel kılavuzlar (SSC 2021), septik şok tablosunda ACTH (Cosyntropin) stimülasyon testinin rutin kullanımını önermemektedir. Test sonuçlarının beklenmesi, hayati öneme sahip tedaviyi geciktirebilir.

  • Septik Şok Varsa: Test yapılmaksızın ampirik tedaviye başlanmalıdır.
  • Klinik Belirsizlik Varsa: Serum rastgele total kortizol seviyesine bakılabilir:
    • < 10 mcg/dL: CIRCI lehine (Tedavi endike).
    • > 34 mcg/dL: CIRCI dışlanır.

Tedavi Protokolü

Tedavinin amacı, süper-fizyolojik (immünsupresif) dozlar değil, stres dozunda replasman sağlamaktır.

İlaç Seçimi ve Dozaj

Standart tedavi ajanı, güçlü mineralokortikoid aktivitesi nedeniyle Hidrokortizondur.

  • Doz: Günlük total 200 mg IV.
  • Uygulama Yöntemi:
    1. Sürekli İnfüzyon (Tercih Edilen): 24 saatlik perfüzyon şeklinde. ADRENAL çalışması, bu yöntemin hiperglisemik varyabiliteyi azalttığını göstermiştir.
    2. Aralıklı Bolus: Her 6 saatte bir 50 mg IV bolus.

Fludrokortizonun Yeri (APROCCHSS Protokolü)

Annane ve ark. tarafından yürütülen APROCCHSS çalışması, Hidrokortizon (bolus) + Fludrokortizon (50 mcg oral/günde 1 kez) kombinasyonunun, plaseboya göre 90 günlük mortaliteyi anlamlı ölçüde azalttığını göstermiştir.

  • Klinik Öneri: Özellikle vazopresör ihtiyacı çok yüksek, ağır septik şok hastalarında tedaviye oral fludrokortizon eklenmesi düşünülmelidir.
ParametreADRENAL Çalışması (2018)APROCCHSS Çalışması (2018)
MüdahaleSadece Hidrokortizon (İnfüzyon)Hidrokortizon (Bolus) + Fludrokortizon (Oral)
Örneklem (n)3800 Hasta1241 Hasta
Kontrol Grubu Mortalitesi%28.8 (Daha hafif hastalar)%49.1 (Çok daha ağır hastalar)
Tedavi Grubu Mortalitesi%27.9%43.0
Etki Büyüklüğü (Effect Size)Odds Ratio (OR): 0.95Relative Risk (RR): 0.88
%95 Güven Aralığı (CI)0.82 – 1.100.78 – 0.99
P Değeri (P-Value)p = 0.50 (Anlamlı Değil)p = 0.03 (İstatistiksel Anlamlı)
NNT (Number Needed to Treat)Hesaplanamaz (Fark yok)~16

Tedavinin Sonlandırılması

Kortikosteroidler, vazopresör desteği tamamen kesildikten sonra, doz azaltılarak sonlandırılmalıdır.

  • Örnek Protokol: 200 mg –> 100 mg –> 50 mg –> Stop (Her basamak 24 saat).
  • Ani kesilme, rebound hipotansiyona ve immün reaktivasyona yol açabilir.

Özet

ParametreGüncel Yaklaşım
EndikasyonDirençli Septik Şok (NE > 0.25 mcg/kg/dk).
Tanı TestiŞoktaki hastada test önerilmez; klinik karar esastır.
İlk Tercih İlaçIV Hidrokortizon (200 mg/gün).
UygulamaSürekli infüzyon, glisemik kontrol açısından avantajlıdır.
KombinasyonAğır vakalarda oral Fludrokortizon (50 mcg) eklenebilir.
SüreŞok tablosu çözülene kadar (Genellikle 5-7 gün).

CIRCI yönetimi, yoğun bakımda mortaliteyi etkileyebilecek kritik müdahalelerden biridir. Doğru hasta seçimi ve zamanlama, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerdir.

İleri Okuma

  1. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28940017/
  2. https://www.frontiersin.org/journals/endocrinology/articles/10.3389/fendo.2024.1473151/full
  3. https://www.accjournal.org/journal/view.php?number=1547
  4. https://emcrit.org/pulmcrit/aprocchss/
  5. https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1705716
  6. https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/

Yasal Uyarı

  • Bu blog yazısında yer alan bilgiler, sadece genel bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan içerikler, profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez ve bu nitelikte yorumlanmamalıdır.
  • Tıp, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Yazıların yayınlandığı tarihteki güncel literatür esas alınmış olsa da, standartlar ve tedavi protokolleri zamanla değişebilir. Bu sitedeki bilgilerin uygulanması sonucunda doğabilecek herhangi bir doğrudan veya dolaylı zarardan yazar sorumlu tutulamaz.

Vücut Kitle İndeksi Hesaplama

Kilo
kg
Boy
cm

Elbette, istediğiniz Vücut Kitle İndeksi (VKİ) sınıflandırması aşağıda tablo haline getirilmiştir. Bu tablo, Dünya Sağlık Örgütü’nün referans aralıklarına dayanmaktadır.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) Sınıflandırması

VKİ Değeri (kg/m²)Kategori
< 18.5Zayıf
18.5 – 24.9Normal Kilolu
25.0 – 29.9Fazla Kilolu
30.0 – 34.9Sınıf I Obezite
35.0 – 39.9Sınıf II Obezite
≥ 40.0Sınıf III Obezite (Morbid Obezite)

Vücut Kitle İndeksi (VKİ), ağırlığın (kg) boyun karesine (m²) bölünmesiyle hesaplanan, temel bir tarama aracıdır.

Asıl önemi, hastaları kilo kategorilerine ayırarak Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar gibi obeziteyle ilişkili kronik durumlar için risk belirlemede hızlı ve objektif bir yöntem sunmasıdır. Klinisyenlere koruyucu hekimlik ve tedavi stratejileri için pratik bir başlangıç noktası sağlasa da, kas ve yağ kütlesi ayrımını yapamadığı için tek başına tanısal bir değer taşımaz ve klinik kararlar için ek verilerle desteklenmelidir.

Düzeltilmiş Kalsiyum Hesaplama

Total Kalsiyum
mg/dL
Albümin
g/dL

Kalsiyum homeostazının değerlendirilmesinde, total serum kalsiyum düzeylerinin klinik interpretasyonu, hastanın albumin konsantrasyonundan önemli ölçüde etkilenir. Dolaşımdaki total kalsiyumun yaklaşık %40-45’lik bir fraksiyonu albumine bağlı olduğundan, hipoalbuminemi durumunda bu fraksiyon azalır. Bu durum, fizyolojik olarak aktif olan iyonize kalsiyum seviyesi normal olsa dahi, total kalsiyum ölçümünün yanıltıcı bir şekilde düşük çıkmasına (psödohipokalsemi) neden olabilir.

Bu yanılgıyı önlemek ve hastanın gerçek kalsiyum durumunu daha doğru bir şekilde yansıtmak amacıyla, ölçülen total kalsiyum değeri, hastanın albumin seviyesine göre düzeltilir. Bu hesaplama için yaygın olarak kullanılan formül aşağıdaki gibidir:

Düzeltilmiş Kalsiyum (mg/dL)= Ölçülen Total Kalsiyum (mg/dL) + [0.8×(4.0− Ölçülen Albümin (g/dL))]

Bu formülde; 4.0 g/dL normal albumin referans değeri olarak kabul edilir ve 0.8 katsayısı, albumin konsantrasyonundaki her 1 g/dL‘lik düşüşün total kalsiyum konsantrasyonunda meydana getirdiği yaklaşık 0.8 mg/dL‘lik azalmayı temsil eder. Bu düzeltme, klinisyenlerin gereksiz tetkik ve tedavilerden kaçınmasına olanak tanır.

Sivri Uçlu Miğfer Belirtisi (Spiked Helmet Sign)

“Spiked Helmet Sign” (SHS), Türkçeye “Sivri Uçlu Miğfer Belirtisi” olarak çevrilebilecek, elektrokardiyogramda görülen nadir fakat kritik öneme sahip bir bulgudur. Adını, 19. yüzyılda Prusya askerlerinin kullandığı “Pickelhaube” adı verilen sivri uçlu miğferlere olan benzerliğinden alır.

Bu belirti, genellikle yoğun bakımdaki kritik durumdaki hastalarda görülür ve yüksek ölüm riski ile ilişkilidir. Bu nedenle “kötü prognoz” veya “yaklaşan kıyamet belirtisi” olarak da tanımlanır.

EKG’de Nasıl Görünür?

En belirgin ve ayırt edici özelliği, ST elevasyonu gibi görünmesine rağmen, EKG’deki izoelektrik hat yükselmenin QRS kompleksinden önce başlamasıdır.

Sivri Uçlu Miğfer Belirtisi (Spiked Helmet Sign)

Detaylı morfolojik özellikleri şunlardır:

  • Kubbe ve Sivri Uç: EKG dalgası, QRS kompleksinin bir kubbe üzerinde sivri bir çıkıntı yapması gibi görünür.
  • QRS Öncesi Yükselme: Normalde ST segmenti, QRS kompleksinden sonra yükselir. Bu belirtide ise yükselme QRS dalgasından önce başlar. Bu özellik, STEMI’ye bağlı tipik ST elevasyonundan ayıran en önemli farktır.
  • Görülme Yeri: En sık inferior derivasyonlarda (II, III, aVF) görülmekle birlikte, diğer derivasyonlarda da ortaya çıkabilir.

Klinik Önemi ve Nedenleri Nedir?

Bu işaretin görülmesi, genellikle altta yatan ciddi bir non-kardiyak patolojinin habercisidir. Yani sorun genellikle kalbin kendisinden kaynaklanmaz.

İlişkilendirilen durumlar şunlardır:

  • Artmış Karın İçi veya Göğüs İçi Basınç: Bu en sık ilişkilendirilen nedendir.
    • Mide dilatasyonu,
    • İleus,
    • Kolesistit, pankreatit gibi karın içi patolojiler,
    • Pnömotoraks.
  • Sepsis ve Şok: Vücutta yaygın enfeksiyon ve dolaşım bozukluğu.
  • Beyin Hasarı: Subaraknoid kanama veya anoksik beyin hasarı.
  • Aşırı Sempatik Aktivite: Vücudun “savaş ya da kaç” tepkisinin aşırı aktif olması.

Nadiren de olsa, akut koroner tıkanıklığa bağlı olarak da görülebileceği bildirilmiştir. Ancak bu durum daha az sıklıktadır.

Neden Oluşur?

Kesin mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Öne sürülen teoriler şunlardır:

  • Artan karın veya göğüs basıncının diyaframı yukarı iterek kalbin pozisyonunu değiştirmesi.
  • Diyaframın kalp atışlarıyla senkronize olarak hareket etmesi ve EKG elektrotlarına mekanik bir etki yapması.
  • Cildin mekanik olarak gerilmesi.

Tedavisi

Spiked Helmet Sign’ın tedavisi, EKG bulgusuna değil, altta yatan ana nedene yöneliktir. Örneğin, eğer neden ileus ise cerrahi müdahale yapılması, mide dilatasyonu ise nazogastrik sonda ile midenin boşaltılması EKG bulgusunun hızla düzelmesini sağlar.

Özetle;

  • Kritik bir EKG bulgusudur.
  • Genellikle kalp dışı ciddi bir hastalığı işaret eder.
  • Yüksek ölüm riski ile ilişkilidir.
  • Görüldüğünde acil olarak altta yatan neden araştırılmalı ve tedavi edilmelidir.