Yoğun bakım, modern tıbbın en genç disiplinlerinden biridir. Ağır hastaların ayrı bir alanda, sürekli gözlem altında ve yaşam desteğiyle tedavi edilmesi fikri uzun bir sürecin ürünü olsa da bugünkü anlamıyla ilk yoğun bakım ünitesi 1953’te Kopenhag’da kurulmuştur.¹,²
Bu notta yoğun bakımın öncüllerinden başlayarak Kopenhag çocuk felci salgını, disiplinin kurumsallaşması ve kanıta dayalı yoğun bakım dönemi özetlenmiştir.
Öncüller
Ağır hastaların hemşire deskine yakın yataklarda daha yakından izlenmesi uygulaması 19. yüzyıl hastanelerine kadar uzanır ve genellikle Kırım Savaşı sırasında İstanbul’da İngiliz Askeri Hastanesinde görev yapan hemşire Florence Nightingale‘e atfedilir.¹,² 20. yüzyılın başında ise yenidoğan küvözleri, solunumu ve böbrek işlevini destekleyen aygıtlar ve ölümcül aritmileri sonlandırmaya yönelik yöntemler geliştirilmiştir.¹ 1923’te Johns Hopkins Hastanesi’nde Walter Dandy‘nin beyin cerrahisi sonrası hastalar için kurduğu özel ünite de yoğun bakımın öncülleri arasında sayılır.²
1928’de Philip Drinker ve Louis Shaw tarafından geliştirilen ve gövdenin çevresinde negatif basınç oluşturarak solunumu sağlayan “demir akciğer“, uzun süreli yapay solunumun ilk pratik örneği olmuştur.³ Bu aygıt özellikle çocuk felcine bağlı solunum felcinde kullanılmış, ancak büyük ve pahalı olması nedeniyle sayısı sınırlı kalmıştır.
Kopenhag, 1952: yoğun bakımın doğuşu
1952 yazında Kopenhag’da büyük bir çocuk felci salgını yaşanmıştır. Bulaşıcı hastalıklar hastanesi olan Blegdam Hastanesi’nde birkaç hafta içinde 300’den fazla hastada solunum felci gelişmiş ve mevcut solunum cihazları yetersiz kalmıştır.⁴ Salgının ilk haftalarında solunum yetmezliği gelişen hastalarda mortalite çok yüksek seyretmiştir.⁵
Salgın sırasında epidemiyolog Mogens Bjørneboe, anestezi uzmanı Bjørn Ibsen‘in ameliyathane dışında da yardımcı olabileceğini düşünerek onu hastaneye davet etmiştir. Ağustos 1952’de Ibsen, ölmek üzere olduğu düşünülen 12 yaşındaki bir kız çocuğuna trakeostomi açmış ve hastayı el ile pozitif basınçlı ventilasyonla solutmuştur.⁶ Bu yaklaşımın başarılı olması üzerine yüzlerce tıp ve diş hekimliği öğrencisi, trakeostomi kanülüne bağlı lastik balonlarla hastaları gece gündüz el ile solutmuştur.⁴ Kaynaklarda öğrencilerin toplam 165.000 saatten fazla ventilasyon ve aspirasyon yaptığı ve mortalitenin belirgin olarak azaldığı bildirilmektedir.⁷
Klinik inci
Kopenhag salgını, modern asit-baz fizyolojisinin de doğuşuna yol açmıştır. Salgının başında hastanede rutin olarak yalnızca kandaki karbondioksit içeriği ölçülebildiğinden, hastalarda saptanan yüksek değerler başlangıçta açıklanamayan bir “alkaloz” olarak yorumlanmıştır. Kısa süre içinde pH ölçümüne başlanmış, PCO₂’nin yüksek olduğu gösterilmiş ve sorunun aslında hipoventilasyona bağlı solunumsal asidoz olduğu anlaşılmıştır.⁴
Salgının deneyimi, ağır hastaların tek bir alanda toplanmasının ve sürekli bakım verilmesinin önemini göstermiştir. Kapsamlı bir literatür taramasına göre dünyanın ilk yoğun bakım ünitesi, Aralık 1953’te Kopenhag’daki Kommunehospitalet’te Ibsen’in öncülüğünde kurulmuştur.⁸ Bu ünitede yalnızca çocuk felci değil, farklı nedenlerle solunum ya da dolaşım yetmezliği gelişen hastalar da tedavi edilmiştir.
Kurumsallaşma ve teknolojik gelişmeler
1950’ler ve 1960’larda yoğun bakım üniteleri Avrupa ve Kuzey Amerika’da hızla yaygınlaşmıştır.²,⁹ Son 50 yılda elektronik izlem, otomatik laboratuvar ölçümleri ve çok sayıda yaşam destek yöntemi, yoğun bakım hekimi, hemşiresi, eczacısı ve solunum terapistinden oluşan ekiplerin elinde çoklu organ yetmezliğinin tedavisine olanak sağlamıştır.¹ Bu dönemin başlıca dönüm noktaları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Yıl | Gelişme | Önemi |
|---|---|---|
| 1928–1929 | Drinker ve Shaw’ın demir akciğeri | Uzun süreli yapay solunumun ilk pratik aygıtı³ |
| 1952 | Kopenhag çocuk felci salgını | Trakeostomi ve pozitif basınçlı ventilasyonun yaygın kullanımı⁴,⁵ |
| 1953 | Kommunehospitalet, Kopenhag | Dünyanın ilk yoğun bakım ünitesi⁸ |
| 1967 | Ashbaugh ve arkadaşlarının ARDS tanımı | Akut solunum sıkıntısı sendromunun ilk tanımı¹⁰ |
| 1970 | Swan-Ganz kateteri | Yatak başında pulmoner arter kateterizasyonu ve hemodinamik izlem¹¹ |
| 1970 | Society of Critical Care Medicine (SCCM) | Yoğun bakımın ayrı bir disiplin olarak örgütlenmesi⁹ |
| 1982 | European Society of Intensive Care Medicine (ESICM), Cenevre | Avrupa’da yoğun bakımın örgütlenmesi¹² |
| 1985 | APACHE II skoru | Hastalık ağırlığının ve mortalite riskinin standart ölçümü¹³ |
| 2000 | ARDS Network düşük tidal hacim çalışması | Kanıta dayalı yoğun bakım döneminin simgesi¹⁴ |
Kanıta dayalı yoğun bakım
1980’lerden itibaren yoğun bakımda kullanılan tedaviler büyük randomize kontrollü çalışmalarla sınanmaya başlanmıştır. Bu dönemin simgesi olan ARDS Network çalışmasında 861 hasta değerlendirilmiş; ideal vücut ağırlığına göre 6 ml/kg tidal hacim ve 30 cmH₂O ve altında plato basıncı hedeflenen grupta mortalite, 12 ml/kg tidal hacim uygulanan gruba göre %39,8’den %31,0’a düşmüştür.¹⁴ Bu çalışma, yoğun bakımda kimi zaman sezgiye dayanan uygulamaların da kanıtla sınanması gerektiğini göstermiştir.
Dikkat
Kopenhag salgınına ilişkin sayısal veriler kaynaklar arasında farklılık gösterir. Ventilasyona katılan öğrenci sayısı 1.200 ile 1.500 arasında, mortalitedeki düşüş ise farklı oranlarla bildirilmektedir. İlk yoğun bakım ünitesinin açılış tarihi için de bazı kaynaklarda Ağustos 1953 verilmektedir.⁷,⁸
Günümüz
Yoğun bakım bugün anesteziyoloji, iç hastalıkları, göğüs hastalıkları, cerrahi ve pediatri gibi farklı disiplinlerden gelen hekimlerin ortak alanıdır. COVID-19 pandemisi, 1952 Kopenhag salgınına benzer biçimde, yoğun bakım yatağı, ventilatör ve eğitimli personel kapasitesinin sağlık sistemleri açısından ne kadar kritik olduğunu yeniden göstermiştir. Yoğun bakımın yaklaşık 70 yıllık tarihi, tek bir salgının yarattığı zorunluluğun nasıl yeni bir tıp disiplinine dönüşebileceğini ortaya koymaktadır.
Kaynaklar
- Weil MH, Tang W. From intensive care to critical care medicine: a historical perspective. Am J Respir Crit Care Med. 2011;183(11):1451-1453. doi:10.1164/rccm.201008-1341OE
- Kelly FE, Fong K, Hirsch N, Nolan JP. Intensive care medicine is 60 years old: the history and future of the intensive care unit. Clin Med (Lond). 2014;14(4):376-379. doi:10.7861/clinmedicine.14-4-376
- Drinker P, Shaw LA. An apparatus for the prolonged administration of artificial respiration. J Clin Invest. 1929;7(2):229-247. doi:10.1172/JCI100226
- West JB. The physiological challenges of the 1952 Copenhagen poliomyelitis epidemic and a renaissance in clinical respiratory physiology. J Appl Physiol. 2005;99(2):424-432. doi:10.1152/japplphysiol.00184.2005
- Lassen HCA. A preliminary report on the 1952 epidemic of poliomyelitis in Copenhagen with special reference to the treatment of acute respiratory insufficiency. Lancet. 1953;1(6749):37-41. doi:10.1016/S0140-6736(53)92530-6
- Reisner-Sénélar L. The birth of intensive care medicine: Björn Ibsen’s records. Intensive Care Med. 2011;37(7):1084-1086. doi:10.1007/s00134-011-2235-z
- Richmond C. Bjørn Ibsen. BMJ. 2007;335(7621):674. doi:10.1136/bmj.39344.561250.BE
- Berthelsen PG, Cronqvist M. The first intensive care unit in the world: Copenhagen 1953. Acta Anaesthesiol Scand. 2003;47(10):1190-1195. doi:10.1046/j.1399-6576.2003.00256.x
- Grenvik A, Pinsky MR. Evolution of the intensive care unit as a clinical center and critical care medicine as a discipline. Crit Care Clin. 2009;25(1):239-250. doi:10.1016/j.ccc.2008.11.001
- Ashbaugh DG, Bigelow DB, Petty TL, Levine BE. Acute respiratory distress in adults. Lancet. 1967;2(7511):319-323. doi:10.1016/S0140-6736(67)90168-7
- Swan HJ, Ganz W, Forrester J, Marcus H, Diamond G, Chonette D. Catheterization of the heart in man with use of a flow-directed balloon-tipped catheter. N Engl J Med. 1970;283(9):447-451. doi:10.1056/NEJM197008272830902
- European Society of Intensive Care Medicine. About us. Erişim tarihi 18 Ekim 2026. https://www.esicm.org/about-us/
- Knaus WA, Draper EA, Wagner DP, Zimmerman JE. APACHE II: a severity of disease classification system. Crit Care Med. 1985;13(10):818-829. doi:10.1097/00003246-198510000-00009
- Acute Respiratory Distress Syndrome Network. Ventilation with lower tidal volumes as compared with traditional tidal volumes for acute lung injury and the acute respiratory distress syndrome. N Engl J Med. 2000;342(18):1301-1308. doi:10.1056/NEJM200005043421801

Bir yanıt yazın